24 Nisan 2026 Cuma

Görünmez Kaza

YEK TASADEF SADEH
Un simple accident 
Görünmez Kaza 
İran - Fransa ortak yapım 
Jafer Panahi
2025

Görünmez Kaza her an birinin çıkıp hayatımızın seyrini değiştireceğini anlatan bir film. Hikayenin ötesinde İran’ daki rüşvet kültürüne dair keskin bir hiciv var. Çivisi çıkmış bir sistem, siyasi, ahlâkî meseleler ve sosyal ilişkilere yansıyan kısmını yönetmen o kadar akil ele almış ki mizah budur dedirtiyor insana.

Görünmez Kaza da devlet eliyle gerçekleşen zorbalık ve kadınların sivil hayata katılımındaki güçlükler hep merkezdedir. Gerçek mekânlarda, doğal ışıkla ve amatör oyuncularla çalışan Panahi; bireysel özgürlük, ahlaki deformasyon ve toplumsal baskı konularını ustaca servis ettiği bu film empatik bir hayranlıkla izlenir ve tavsiye edilir.


HODEJEGERNE

HODEJEGERNE
Kafa Avcıları
2011
İskandinav  Norveç 
Morten Tyldum

İnsan kaynakları uzmanı ve bir resim hırsızı aynı potada nasıl eritilir ? Aşk, para, şehvet gibi klişelere bulamadan bir film nasıl Hollywood'a tokat atar, son dakikaya kadar gizem nasıl korunur gibi sorulara görsel bir yanıt niteliğinde HODEJEGERNE.

Yakaladığımız girdaptan nasıl çıkacağımızı merak ettiren bir aksiyon. Farklı bir tat. Kekremsi. Bittabi ters köşe bir son. Her şey ve herkes bir organizasyonun parçası. Ne ki bütün de ancak parçalardan oluşur. Kafa Avcıları bir teşbih bence.  Zira avları salt film içre değil, bizim kafamız da bu programa dahil.






Nostalgia

Nostalji
1983
Rusya 
Andrei Tarkovski 

"Bir damla ve bir damla daha iki damla etmez. daha buyuk bir damla eder." mottosu ve deli adamın evinin duvarinda yazan "1 + 1 = 1" ile tasavvuftaki vahdet anlayışına gönderme yaptığı söylenir. Tarkovsky diyor ki;  Tanri ile her birimiz arasinda bir bağ vardır, hepimiz  bir bütünün parçalarıyız.

Dostoyevski, Tolstoy okuyarak büyümüş. Tarkovsky de Dostoyevski. Dolayısıyla onun metafizik sofrasında beslenmiş bir entelektüelin eserini seyrediyoruz. Edebiyat, felsefe ve film ilişkisinin başka hiçbir yönetmende olmadığı kadar Tarkovsky 'de iç içe geçtiğini düşündüren bir eser Nostalghia. 

Tarkovski kamerayı bir fırça gibi kullanıp nazenin bir resim yapıyor, bazen kalem gibi kullanıp didaktik bir şiir yazıyor, bazen de baget gibi kullanıp muti bir orkestra yönetiyor. Her filminden sonra tütsülerini yakıp, davulunu çalan bir şaman tarafından büyülenme hissini yaşatan bir yönetmen bu. Dünya durdukça anılacak ve anlaşılacak. Ruhu şad olsun...

22 Nisan 2026 Çarşamba

CADDO LAKE

CADDO LAKE 
Caddo Gölü 
2024
ABD 


Almanların meşhur "Dark" dizisinin Amerikan çevrimi diyebiliriz Caddo Lake için. Mantıki sorunları var ancak, yine de böyle bir filmde çok da sorun etmeye gerek yok kanımca. 

Zaman tüneli arayışı hep var ve olacak insanoğlunun. Buradaki hudut karakolu bir gölde gizli. Kaşif 1952 ye sıkışmış olanları kurtarmanın yollarını arayıp ait olan zamana döndürmenin peşinde. 

Bu klasmanda arayışı olanları tatmin edecek bir gizem barındırıyor bu film. "Dark" kadar beyin yakıcı değil ama daha rafine zaman zaman da ters köşe eder nitelikte. 

La Grazia


2025
İtalya 
Paulo Sorrentino 

La Grazia, İtalyan tekstili veya modası gibi şık, özenli, rasyonel ve gizemli bir film. 

Makamın biyografisi. Entrika ve güven endeksinde vizyoner bir duruş. Bittabi yaşlılıkta yalnızlığın zevkleri ve hüzünleri üzerine de tatmin edici bir meditasyon.

La Grazia nın gizli yüklemi "lütuf". De Santis e beklettiği ve inanmasa bile öğretmeyi umduğu lütuf. Bir de özlemi var ki "sıfır yerçekimi" yani özgürlük! İkisini metaforik olarak cem ediyor yönetmen De Santis üzerinden. Zira çaresiz astronotun uzayda bir damla gözyaşının havada kameraya doğru süzülmesi ve  De Santis in düz ekran televizyonunda ona dokunmak için elini uzatması.. Bilahare özenle işlenmiş kadrajlarla İtalyan hapishanesine ve tüzel mahkumlara kompoze ediş..  Belki de burada Başbakan'ın aradığı lütfun; geçmişi geride bırakıp onu kucaklayabilirse yani af edebilirse geçmişini, aslında her yerde olduğunu ünlüyor yönetmen. Asilane bir felsefe ile.

Yerdeki Yıldızlar

Yerdeki Yıldızlar 
2007
Hindistan 
Aamir Khan 

Yine bir muhasebe ile karşı karşıyayız. Defterler elimizde izliyoruz empatimizi. Kâh güleç kâh ağlamaklı buluyoruz bu cereyanın içinde kendimizi..

Aamir Khan bir yönetmen değil, o bir sanatçı veya mentor. Zira mesaj vermeyen, insanı ısırmayan filmi yok. Yerdeki yıldızlar ismi ise buluş. Öteki ile ona yukarıdan bakanın buluşması. Yani bizim. Zira nimetin farkında olmayan tarafımızın kulağını çekiyor yönetmen. Haddimizi 'akledenler' olarak ünlüyor. Zenginliğin salt makam ve maldan ibaret olmadığının altını çiziyor veya kibirli olanın üstünü.

Sitare zameen par bir eğitim filmi. Seyrederken eğitildiğimiz bir dershane. 







16 Nisan 2026 Perşembe

Blow up

Blow up 
Patlama 
veya Cinayeti Gördüm 
1966
ABD 
Michelangelo Antonioni
Gizem/Suç

Her iki fotoğrafçının gözlemci olarak fotoğraf çekip başkalarının hikâyelerini kayıt altına almaları. Ne ki sonrasında yarattıkları gerçek olup olmadıkları belirsiz senaryolarla kendilerini bu hikâyelerin içine dahil etmeleri. Filmin ortak paydası da bu galiba.. 

Mekanlar, karakterler ve filmin çekilme şekli özgün ve yaratıcı. Ve Michelangelo Antonioni nin hikâyeyi aktarma üslubu ile filmi adeta fotoğraf çeker gibi geriye dönmeden ve aynı sahneyi hiç tekrar etmeden çekmesi, Londra’nın yaşamını müziğiyle filme yansıtması (bittabi Hancock’un parçaları ile) farklı bir yere taşıyor filmi.

Ve filmin felsefik sonu ki; toplumun gerçekliği algıladığı veya inandığı gibi gönülsüzce kabule geçiş belki de kendini ikna ediş. Yoklukta bir kayboluş..

1966 dan gelen kült bir aroma bu. Ağır bir boşluk. Herkesin taşıyamayacağı.