12 Şubat 2021 Cuma

Ozark

Ülke.    : ABD
IMDb.  : 8,4
Series : Netflix

Dizinin baş karakterini oynayan Jason Bateman dizinin aynı zamanda yapımcısı ve dört bölümünün de yönetmeni.. Hikayeleri mükemmel şekilde bir araya getiriyor ve olayları kusursuzca örüyor.
İllegal ve kötü amaçlar için kullanılan dahiyane zekanın zorlu bir para aklama öyküsüdür Ozark. Ağır ve kasvetli kılan bir filtre seçilmiş dizide. Soğuk kelvinden bezenmiş. Bu birazcık bunaltıcı olsa da gerilimi sürekli yüksek tutuyor. Böylece Ozark ın aksiyon ve gerilimli temposu bir an bile düşmüyor. Puanı yerli yerinde !

Unorthodoks


IMDb: 8.3/10
Ülke : Almanya
Yönetmen Anna Winger
Oyuncular: Shira Haas, Amit Rahav, Jeff Wilbusch
Dizi.  : Netflix

Öncelikle "unorthodoks" geleneksel ya da alışılagelmiş bir hareketin dışına çıkıldığına dair kullanılabilecek tanımdır deyip girelim bu girilmeyisice kavrama. Lakin burası arafta olmayı arzulayacağımız bir ikametgah.

Unorthodox dizisi Deborah Feldman tarafından 2012 yılında yazılmış. New york, Williamsburg’ta ultra ortodoks satmar tarikatının içinde büyüyüp, daha sonra cemaatten ayrılıp yeni bir hayat kurma çabalarını anlattığı bir otobiyografi. Aslı, The Sandalous Rejection of My Hasidic Roots (Ortodoks Olmayan: Hasidik Kökenlerimi İnkar Ediş Skandalım) adlı kitap.


Hayatın gerçeklerini yansıtan ve dizide konu edilen baskılara maruz kalan insanların gerçek hikayesini bizlere aktaran dizi, fantastik veya uydurma bir hikayeden uzak empatik bir yapım.

Dizide oyunculuk performansları olması gerekeninde üzerinde. Hele ki başrolde yer alan Shira Haas’ın (Esther Shapiro) performansı ise ancak olağanüstü olarak nitelendirilebilir. Ve dikkat çeken detaylardan biri de dizi ekibinde yer alan kadınlarının hepsinin yahudi olmasıdır.

Kendisini ve kişisel özgürlüğünü bulmaya çalışan bir kadının travmalarını anlatan bu dizi,
radikal söylemlerin ve veya ritüellerin bireyin tüm hayatını şekillendiren, kuşatan bir uyuşturucu olduğunu ikrar ediyor yüzümüze.

Unorthodoks empatik bir muhasebe. Yığın psikolojisinin aldatıcı olduğunu ve papağanlıktan uzak durup bireyin kendini yetiştirmeye çalışmasının tek çıkış yolu olduğunu salık veren bir hikaye. Gerçek ve insana dair; kendi gölgesinln dışına sıçramayı göze alanın veya alanların hikayesi. Cesur bir mesaj. Evrene. 


22 Ocak 2021 Cuma

in time

Yönetmeni: Andrew Niccol
Ülke.          : ABD
Konu.         : Bilim kurgu
IMDb.         : 6.7/10

Vakit nakittir diyor ve "zaman-para" kavramları üzerinden insanlık medeniyetinin zaafını güzel özetliyor. İzleyiciyi bu bağlamda düşünmeye sevk ederken; kolumuzda dijital olarak bir saatimiz yok ama mutlak kaderimizdeki içsel saatin varlığını ünlüyor.. Ve hiçbir şekilde satın alamadığımız ve gün be gün tükettiğimiz zamanın havalesinde buluyoruz kendimizi.

Film de yer yer mantık hataları olsa da, güçlü olanların hep güçlü kalması ve güçsüz olanların ise zamanları tükendiğinde ölmesi bizi yüzyıllar öncesinden gelen bir insan içgüdüsünde uyandırıyor. Ve yüzümüze; nankör, acımasız yaratıklar olduğumuzu haykırıyor.

Savaş Tanrısı, Truman Show ve Terminal gibi yapımların da yönetmeni olan Andrew Niccol,  bilimkurgu/aksiyon kırması bu film ile yukarıdaki üçlüyü yalnız bırakmıştır. Ne ki felsefik olarak ele aldığı yüklemi fiillere feda etmiştir. Bence aksiyon sevenleri kucaklayan öznel bir zaman mütercimidir "in time".

26 Aralık 2020 Cumartesi

BİR BAŞKADIR


Yönetmen  : Berkun Oya
Senaryo.    : Berkun Oya
Başroller.   : Öykü Karayel
                      Funda Eryiğit
                      Fatih Artman
Dizi/Sezon: Netflix / 1
Bölüm        : 8

Konuş(ama)mak üzerine giriyoruz hikayemize ve herkesin herkese yalan atma ve veya mış gibi yapma istidadı ile devam ediyoruz hayalhanemize. Ayrı gibi olsak da ne kadar da bağlıyız aslında birbirimize. Bir başkadır, tam da bunu söylüyor bize. Bizim memleketimiz bir başkadır diyor incitmeyen bir dille.

Retrotik göndermeler, durağan objeler, vintage havaleler ve her bölümün noktalı virgülünü maziye koyan müzikleri ile enfes bir yolculuk.. Ve bu yolda; Tarkovski den, Woody Allen a ardından da Nuri Bilge Ceylan a rastlıyoruz. Ülkenin sosyolojisi üzerine memleketimden dokunaklı insan manzaraları ile bezeli bu yolculuk da.

Panaromik eleştiri bir başkadır. Senaryo, her iki mahalleyi de bile isteye bindirdiği 'aynı gemi' ile kırmadan itiraf ve intizar ettirip aynı kıyıya bırakıyor. Aynalı bir kıyıya !

Elinde çekiç olanlar her yerde çivi görürmüş kabilinden politize olmuş tüm beklentiler o çiviye fetiş maalesef. Bu zaafa düşen sanatı yakalayamaz, kendini bulamaz diyor 'Bir Başkadır'. Ara ara 'daha dur sen' deyip muhasebeye sevk ediyor sürekli seyir edeni. Hayatı siyaset üzerinden okuduğumuzda tehdit altında olduğumuzu haykırıyor yüzümüze. Velhasıl bu dizi, adrese teslim bize anlatıyor bizi. Hayranlıkla...

25 Aralık 2020 Cuma

interstellar / yıldızlararası

 

Yıl.              : 2014

Yönetmen : Chiristopher Nolan

Menşei.     : UK / USA

IMDb          : 8.6 / 10

 Ana tema şimdiki zaman için standart gelebilir. Ne ki aslında evrensel bir konu;  gittikçe yaşanmaz bir hale gelen Dünya da insanların yaşam koşulları ile mücadelesi ve uzayda da yeni dünyalar bulma endişesi. Fakat uzay karadelikler ve zaman kaymalarını bonkörce sunan müphem bir savaş yeridir aynı zamanda. Buna izafe edilen veya inşa edilen hem astrolojik hem empatik bir muhasebenin içerisindeyiz bu filmde.

 Kurgu, hikayenin çıkış yeri, teknik rasyoneliteler ve sevgi ile ilişkilendirilen film her türlü övgüyü hak ediyor kanımca. Lakin Amerikalılar her zaman ki gibi dünyayı kurtarma görevlerini yine yek başlarına üstlenmelerini saymaz isek. Salt subjektif söylem homojenize işlemiş ruhlarına.

 Film insan olmanın, evrenin bilinmezliği ve sevginin veya inancın gücü ile bağlantısını başarılı bir şekilde örüyor. Seyir edeni de zamanın ve mekanın dışına götürüyor.

 İnterstaller, her zamanın kurgusu. Yıllar sonrasının bile üstüne oturan şık bir yapıt. '2001 a space odyssey' gibi saygıyla anılacak bir film. Tavsiye mi ? Seyretmemek büyük kayıp.

22 Kasım 2020 Pazar

2001 A Space Odyssey / Bir Uzay Destanı

Yıl.              : 1968
Yönetmen : Stanley Kubrick
Yazar.        : Arthur C. Clarke
Menşei.     : UK / USA
IMDb          : 8.3/10

Film 1968 de insan medeniyetinin varoluşuna, ardından da uzayda bunu arayışına dair güçlü bir mefkure. Kaldı ki henüz insanoğlu aya ayak basmamış iken bunu tüm detayları ile vermek..(Zira üzerinden 50 küsur yıl geçmiş olmasına rağmen hala Neil Armstrong’un aydaki görüntülerini Stanley Kubrick’in çektiğini iddia eden komplo teorisyenleri var. Sadece bu bile filmin teknik mükemmelliğinin kanıtı niteliğinde!) Sonra görüntülü telefon görüşmesini bilahare de yapay zekayı o zaman diliminde teşhir ve teşhis etmek..  Yapay zekayı, milyonlarca yıl önce varlığını sürdürebilmek için alet yapan homo sapiens in kendi yaptığı bir alet tarafından öldürülmüş olmasına yani savaşı başlatması ile ilintilemek. Savaş demişken; küresel su savaşları ve son yemekte suyun yine yer ile buluşması.. Veya bilincin bedenden ayrılıp yere yani evrene yayılmasını vurgulama edimi. Evrensel bilgiyi temsil eden dikilitaş ise insanı üst forma ulaştıran mutlak bilinç için felsefî bir imge veya mitolojik bir form ?
Alt metinlerinde gizli felsefi katmanları barındıran, subjektif deneyimler yaşatan olağanüstü bir film bu. Nietzsche, Strauss, Darvin ve Zerdüşt ü birlikte ikame ettiren Kubrick; tek bir anlamı olmayan içine girdikçe özünden uzaklaşılan bir girdaba eviriyor zihinleri. Anlama ve anlatma kifayetsiz zinhar bence ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerden biri. Kült bir eser. Ne ki bu tezi Arthur C. Clarke’ın kendi sözleriyle bitirelim : "Eğer 2001'i tamamen anladıysanız biz başarısız olduk demektir. Cevapladığımızdan daha fazla soru yaratmak istedik.”


27 Haziran 2020 Cumartesi

Three colors: Blue

 Üç renk : Mavi

Yönetmen : Kryzsztov Kieslowski
Menşei.     : Fransa
Dil.             : Fransızca
Yıl.             : 1993

Acı veren hatıralardan, geçmişten, kaybedilen sevilenleri hatırlatan her şeyden uzaklaşarak tam anlamıyla özgürleşmenin mümkün olmadığına vurgu yapılan bir hikayedir bu film.

Özetini yönetmeni yazıyor filmin zaten, “Evrensel öyküler ve temalar anlatmak istiyorum, ama özel yaşamdan parçalarla.” Krzysztof Kieslowski