27 Haziran 2020 Cumartesi

Three colors: Blue

 Üç renk : Mavi

Yönetmen : Kryzsztov Kieslowski
Menşei.     : Fransa
Dil.             : Fransızca
Yıl.             : 1993

Acı veren hatıralardan, geçmişten, kaybedilen sevilenleri hatırlatan her şeyden uzaklaşarak tam anlamıyla özgürleşmenin mümkün olmadığına vurgu yapılan bir hikayedir bu film.

Özetini yönetmeni yazıyor filmin zaten, “Evrensel öyküler ve temalar anlatmak istiyorum, ama özel yaşamdan parçalarla.” Krzysztof Kieslowski




 

2 Mayıs 2020 Cumartesi

Wings of Desire

Arzunun Kanatları
Wings of Desire
Menşei.     : Batı Almanya
Dil.             : Almanca
Yıl              : 1987
Yönetmen : Wim Wenders
IMDb         : 8/10

Meleklerin ölümlülere gıpta ile baktığı bir anafikir ile başlıyor hikaye. Hissettiklerini hissetmek onları anlamak, dinlemek ve subjektif buhranları ile devam ediyor. Bu monochrome bir hayat çünkü. Sonsuz olmak 
fakat karşılığında hayatın kendisinden yoksun olmak. Veya insan olmak, varoluşa gelmek ve fakat bunun bedeli olarak yok oluşu kabul etmek.. Amma ve lakin meleğin biri diğerine “Halkın meydanında oturuyoruz, bizimle aynı düşünceyi taşıyan insanlarla” derken bir paradoksu da itiraf etmesi.

Meleklerin ve insanların ikili muhasebetik söylemleri, düşünceleri, itirafları ve bunu arasıra seyredene direkt temas ettirmesi filmi dinamik kılıyor ve empatik bir mecraya havale ediyor.

Alman yahudi filozof Walter Benjamin in “Tarih Üzerine Tezler” inden bir parçasını kütüphane sahnesine iliştiren Wim Wenders, kendi kendinin kurtarıcısı veya mesih beklentisi tercihine gönderme yapıyor.

Fakat benim favorim; yönetmenin, Amerikalı aktörün ”ben dostum” deyip meleği renkli dünyaya çekmesi müthiş akil bir eleştiri ve politik bir gönderme idi.

Aşkı da özgün bir dil ile ele alınması ayrıca alkışlanası..

"nasıl olur da
ben olan ben
ben olmadan önce var değildim
ve nasıl olur da
ben olan ben bir zaman sonra 
ben olmayacağım"

Wings of Desire / 1987

30 Nisan 2020 Perşembe

Stalker

İz Sürücü / Stalker
Yıl               : 1979
Yönetmen : Andrei Tarkovsky
Menşei      : Rusya
Dil              : Rusça
IMDb         : 8.3/10

Bir şairin oğlu olan Andrei Tarkovsky bu gezegene gelen nadir insanlardan. Sinemayı felsefenin, şiirin, varoluşun ve sanatın kutsal bir kitabı gibi ilmek ilmek işliyor.  Tarkovski için sanat, ideale yani maneviyata duyulan bir özlem. Eserleri ders değil nass adeta.

Stalker, metafizik bir şiir. Başka boyuttan seslenen bir metin. İçinde içimizdekileri okuduğumuz. Varoluşu ve yokoluşu sorgulayan bir yargıç. Anlaşılır gibi ama ürkütücü ve aynı zamanda gizemli. 

Stalker; iz sürücü, yazar ve profesörün üzerinden tüm insanlığın düşünce tarihine bir yolculuk. Umuda yolculuğu insanoğlunun. Kendi bölgesini bulmak için her türlü meşakkate katlanan, mücadeleyi göze alan ve büyüsüne hapsolunan o BÖLGEye yolculuğun. Tüm isteklerimizin ve hayallerimizi gerçekleşeceğine inandığımız kendi BÖLGEmize..

İz sürücü inançlı bir adamdır, bölgeye ve katma değerine sıkı sıkıya iman etmektedir. Lakin profesör ve yazara göre böyle bir yer gerçek değildir,  hiçbir kudreti ve gizemi de yoktur. Fakat yine de vaad edilen, dileklerin kabul olacağı o odaya gir(e)mezler. Bu arada Eduard Artemyev’in efsunlu müziği bizi her saniyesiyle BÖLGEnin büyüsüne bağlayan bir şuur. Ve yönetmen bizi kendi BÖLGEmizi bulmaya/yaratmaya sevk eden memur.

İdrakimizi kuşatan Stalker salt bir film değil. O tüm doku, detay ve imgeleri ile farklı metaforların içinde bölgemize yaptığımız düşsel bir yolculuk. Sisteme sepya/ monochrome bir gönderme. İz sürücülerin ve veya peygamberlerin klavuzluğu ancak bizi bölgemizde renklendirebilirin mistik bir sunumu. Stalker kült bir ders. Sosyoloji, felsefe ve din barındıran bir muhakeme. Ve Andrei Tarkovsky talipleri kendi bölgesinde ağırlayan bir simyacı. 
....
İnsan doğduğunda zayıf ve esnektir, öldüğündeyse katı ve duyarsız. Bir ağaç büyürken, yaşken yumuşak ve eğilip bükülebilir bir durumdadır; fakat kuruyup katılaştığında artık büyümez, ölür. Katılık ve güç, ölümün yoldaşıdır. Esneklik ve zayıflık ise varlığın tazeliğinin, hayat doluluğunun ifadesidir. Çünkü artık katılaşmış olan hiçbir zaman kazanmaz.
STALKER

28 Nisan 2020 Salı

Ahlat Ağacı


Yönetmen : Nuri Bilge Ceylan
Menşei.     : Türkiye
Yıl.             : 2018
IMDb.        : 8.1/10

Ahlat, dalından koparıldıktan sonra yenmeyen, bir süre olgunlaşması beklenen meyve. 

Sinan ın hikayesi de aynen böyle.. Üniversiteden yeni mezun, özgüveni tavan,  idealist ve diktatör olsa memleketini bombalayacak kadar da anarşist bir delikanlı. Öğretmen olan babasının kumar bağımlılığını sorgulamadan eleştiren ve alalade suçlayan Sinan, annesini de evlenirken babasını yanlış seçim yapmakla itham ediyor. Sosyal çevresi ile de sorunlar yaşayan Sinan ın kafasındaki hedefi, o na göre kurtarıcısı; yazmakta olduğu kitabı bastırabilmek. İlegal çabası ve çatışmacı tavrı ile bastırdığı kitabının da ecza olmadığını, kapana kısılmışlığını ve ancak iç hesaplaşmalarla çıkış yolunu bulabileceğini anlıyor..

Ahlat Ağacı bir kitap okurcasına ilerliyor, bir kitap oluyor ve size sizi okuyor.! Politika, din, psikoloji ve sosyoloji içeren ciddi bir kitap, bir ders. Nuri Bilge Ceylan cesurca okuyor toplumu bu kitapta. Varoluşu tartıyor, nosyonu ve misyonu ile filmin akışkanlığını riske edebilecek kadar derdine aşık. Taş, köpek, kuyu gibi kutsal kitaplarda geçen sembolleri metaforik olarak giydiriyor bilinçaltımıza. Nuri Bilge Ceylan dramatik imgeleri çarpıcı olarak kullanabilen ve izleyiciyi de çarpabilen bir yönetmen. 

Ahlat Ağacı içimizde.. Kimi gölgesine, kimi meyvesine, kimi de gövdesine talip. Çarmıh yapmak için !





26 Nisan 2020 Pazar

Toprağın Tuzu

The Salt of the Earth
Yönetmen : Wim Wenders / Juliano Salgado
Yıl              : 2014
Tür             : Biyografi, Belgesel, Tarih
Menşei.     : Fransa, Brezilya
IMDb          : 8.5/10



Toprağın Tuzu evrendeki her canlı gibi enerjisini topraktan alan güçlü bir biyografik belgesel. Bize "türümüzün ne kadar tehlikeli olduğunu" suratımıza vuran kült bir yapım. Aklın parçalarını çıkarıp, çıkarına muadil sayana muhasebetik bir mahkeme.

Toprağın Tuzu nu izlemek için fotoğraf sanatına ilgi duymanıza gerek yok, insan olmanız kâfi. Zira Sebastiao Salgado'nun kronolojik bir şekilde işlendiği hayat hikayesi;  dünya kültürünü ve bu alanda ki sosyal etkilerini belgelendirip yaşadığımız gezegeni tüm çıplaklığıyla sunan bir başyapıt. 

Salgado sadece Brezilya' nın foto muhabiri değil çağımızın acı dolu hikayesini teşhis eden ve kendince bir tedavi geliştiren beynelmilel bir doktor. Veya fotoğrafları her ne kadar monochrome olsa da aslında o bir greenpeace mimarı. Gezegenin Sebastiao Salgado gibi bahçıvanlara çok ihtiyacı var..

" Yaratan' ın elinden çıkarken her şey güzelmiş, kime göre güzel? Evren bir hammadde deposu. Herşeyi biçimlendiren insan; güzel de iyi de insan icadı. Yalnız hilkatin atölyesinde çalışan, yani yeni bir dünya parçası, yeni bir düşünce, yeni bir terkip kuranların sayısı bir asırda üç-beş. Ötesi mevaşi. " 
Cemil Meriç
Bu Ülke / 219

24 Nisan 2020 Cuma

Benim naciz koleksiyonum

Tahsis edilen çağın rezerve edilen edilen locasında herkes cüzdanına bir şeyler biriktirmekle meşgul. Çok şükür benim de bir arşivim var. Acılarım, yaralarım ve kederlerim hep hazır kıta. Çil değil hiçbiri. El değmiş, göz değmiş, öz değmiş.. Üstelik vesile olanların da canına değmiş. O yüzdendir ki ben hayatı ıskalamakla meşhurum. Bayılırım mesela suya düşen düşlerimi izlemeye.
Kalbimin çatırdaması, bu gezegende dinlediğim en favori gruptur. Gözyaşlarım ilk sezonundan beri en çok izlenenlerde ! Baştacımdır başımda ki ağrılar. Uğradığım ihanetleri tasnif ettim, sol yanıma o kadar yakıştılar ki. Zaman bile bana ilaç olacağına inanmıyor artık..
Beklemekle evlendim sevenlerin umutsuzluk yeri olan dünyada. Hicran ve figan şahitlerim, tasa da nikah memurum oldu. Boynu bükük bir imza attım yer altına doğru.
Garantili yenilirim ben dünyaya. Mesela hüzün, bensiz çıkmaz yola. Yolda da hep mutsuzlar düşer payıma. Benzi sararmış tüm kelimeler dokunmadan geçemez bana. Köşeye sıkışan ve tehdit altında ne kadar duygu varsa yoldaşım oldu hep. Yormayan cümleler uğramaz kapıma. Teselli hiç girmedi, giremeyecek koynuma. Gölgem bile yorgundur, bırakmaz peşini karakoncoloslar.
Sığındığım hiç bir rüya kabul etmedi beni. Evdeki bulgurum bile kuşkulu. Ne kadar iyi niyetim varsa hepsini açığa aldılar. Sevgiye dair ne varsa içimde yağma oldu. Bundandır çocukluğumun nereye gittiğini bulamayışım.
Bir başım var; hani her cenazeden sonra sağ olsun denilen, onu da alıp gideyim diyorum dizlerimin feri yok. Tabiplere gitsem ilaç yok. Yaz gelse biri gelir kışa çevirir. Baharı arzulasam ayrılık yeşerir. Çekip vurayım desem bahtımı, tutukluk yapar. Şansımı arasam meşgul çalar. Huzur gelse, bulamaz beni evde. Kırılmakla bütün rekorları kırdı kalbim !
Biliyorum Gülhane Parkında ağaç olsam baykuşlar tüner dalıma. Ufalana ufalana eriyorum bu yollarda.
Katlanarak dünyaya sığmayan da benim, Çanakkale içinde vurulan da ben. Neyse tüm dertlerime hakkımı helal ediyorum. Ahirette de karşıma çıkmasınlar diye.

24.04.2020
9 uncu hematoloji koğuşu
yokmeydanı / sıkıysabul

23 Nisan 2020 Perşembe

Dedemin İnsanları

Menşei     : Türkiye
Yönetmen: Çağan Irmak
Yıl.             : 2011
IMDb.        : 8/10

Küçük bir Ege kasabasında yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği evrimi anlatıyor..

Hikaye ve veya dram Girit’ te yaşayan Türkler in bir sabah doğdukları bu topraklara ait olmadıklarını küfrederek söylemeleri ardından Türkiye’ ye sürülmeleri ile başlıyor. İzlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, azınlığa, ihtilallere farklı bir pencereden bakıyoruz.

Zira film iki yakada iki parça. Mübadele ve ihtilaller. İki toplumsal mesele anlatısı.  Bir daha yaşamamak için herşeyi anlatan cesur gerçek bir hikaye. Mübadele çilesi, milliyetçilik mücadelesi, sürgün ve çocukluk.. Doyasıya drama.

Evet Çetin Tekindor her zaman ki gibi sinemamızın büyük emektarlarından, lokomotiflerinden biri. Dedemin İnsanları ndaki yegane özne o lakin Ozan ı oynayan çocuk karakter (Durukan Çelikkaya)  bence olağanüstü bir performans. Neşeyi hüzne galip getiren. Türkçe sözcüklerin yanına bazen Yunanca kelimelerin monte edilmesi ayrıca alkışlanası. Dedemin İnsanları, yaşamamış insanlara yaşanmış bir hikaye..

Ezcümle Çağan Irmak filmleri Türk Sinemasında; farklı yamaçlarda dinlenen, yaylaların havasını getiren, durulmayan debisi ile nefis bir ırmak.