13 Ekim 2025 Pazartesi

Véronique'in İkili Yaşamı


Véronique'in İkili Yaşamı
1991
Krzysztof Kieślowski
Fransa /Polonya 


Veronique’in İkili Yaşamı, birinin yarım bıraktığını diğeri tamamlayan iki kadının hikâyesi.. 
Hayatımızla ilgili sayısız ihtimali ve/ya kendimizden en fazla uzaklaştığımız ya da varoluşumuzu en fazla duyumsadığımız anları seyrettirdi Kieslowski.
Bir kuantum dolanıklığı belki de?. İhtimalin, ihtimallerin filmi. Yaşama sevinciyle ağır bir kaybın hüznünü bir arada yaşayabildiğimiz anlara atfen...





6 Ekim 2025 Pazartesi

Dead Man Walking

Ölüme Yürüyen Adam 
1995
ABD 
Gerçek hayattan derleme..

Cezası idamla kesinleşmiş ve kimsenin el uzatmadığı bir mahkum. Son bir umutla rahibeye yazılan mektup.. Sonrasında rahibenin, kâh kendisi kâh dışarısı ile sıkı imtihanı. Sosyo-psikolojik bir savaş ve veya yaşanmışlık. İtirazlar, intizarlar ve itiraflarla geçen hayatlar, hayatlarımız..

Film ölüme yürümenin trajedisini empatik olarak havale ediyor izleyenlerine. Tahsilatın muhasebesini tutarken buluyoruz kendimizi. 
Velhasıl hikayemizi biz yazıyor giderken de yanımızda götürüyoruz !

28 Eylül 2025 Pazar

Temple Grandin

Temple Grandin 
2010
Biyografi/Dram 

İnsana kapı açan gerçek bir hayatın öyküsü.. Otizmli Temple Grandin in topluma karşı kürek çekişinin muhasebesi. Empatinin erdem olduğunun ve hem bireyin hem de beşeriyetin kazanımını öğreten bir film veya yaşanmışlık bu. Herkese ki önce eğitim kurumlarına havale Temple Grandin. Zira dünyaya pedagoji dersi veren bir öğretmen o.

Oyunculuk efsane, kurgular ve kompoze ediş şahane. Dram tam anlamıyla seyredenin damarlarına zerk. Final başlı başına gala.

Anladık ki kapılar, mücadelesiz ve meşakkatsiz  açılmıyor. Seyredin ki açılsın içinizin kapıları...


24 Eylül 2025 Çarşamba

TOUCH

Touch 
2024
İzlanda 
Baltasar Kormakur

Hem mütevazı hem de samimi bir aşk hikayesi.. Yarım kalan ama yarım asır sonra tamamlanan ve veya tam anlanan hayatlar.

Yönetmenin memleketi olan İzlanda dan başlayıp İngiltere ve Japonya ya uzanan kültür turu.  Bittabi komünist idenin bayrağında demlenen ve emperyalist güçlerin zulmünde ünlenen bir tur bu. Akil ve adil bir armoni, yönetmence. Zira dozu o denli homojen tutmuş ki, aşk her şeyi affet(tir)miş. 

Hiroşima ya, pandemiye ve aşka dokunan bir d'okunuş bu.. Geçmişi geleceğe şık bir paketle transfer. Dokunmalısınız.

22 Eylül 2025 Pazartesi

Beden ve Ruh

Beden ve Ruh 
2017
Macaristan 
Romantizm 

Her ne kadar bedenden mamul görünsek de ruh yoksa hayat yok diyor bu film. 

Bir mezbahane ve pornografik görüntüler. Sıkça kan, irin ve bedenden bölümler.. Ne ki ara sıra göz temasında ruha gotik bir giriş. Sonra mukimler, ilişkiler, yemek ve sosyal örüntülerin arasında rüya ünlemesi. Ruhun kaynağı belki de ve veya formsal hayat ile diyaloğu; rüya. Aşk ki bu yolculuğun kadim yoldaşı. Çok ötelerden gelen ve giden...

Filmin armonisi zamanın dışında. Kâh pişmanlık kâh endişe ama çokca öğrenim. Hayat gibi.. Salt bedeni değil ruhu olanlara sarılan bir film bu. Seyir edilesi...


10 Ağustos 2025 Pazar

KONUŞAN KADINLAR

2023
ABD 

2010 yılında Bolivya'da yaşanan bir olaydan esinlenerek yazılan bir kitap ve bu kitaptan uyarlanan aynı adlı bir film bu. 

Konuşan Kadınlar dan anlıyoruz ki kadına olan tahakkümün coğrafyası yok. Zira bu bağlamda 
ki yaşanmışlığın ismi uluslararası: zulüm.  Ve salt menfaatini önceleyenin ne dini olur ne de cinsiyeti. Ne ki bu gezegende prangalar hep dişiye has imal edilmiş, eril ustalar tarafından. 

Fakat bu film bir başkaldırışı yaşatıyor yazmayı ve konuşmayı bilmeyen kadınlar tarafından. Her ne kadar değişimi ve veya metamorfozu kabullenmek zor olsa da başarıyor bu hayatta bunu talep eden. Lakin Bolivya da yaşananlar yani bu film bunun belgesi oluyor. Feminen değil daha çok hümanist bir galibiyet bu. 

Dalgaları Aşmak


Dalgaları Aşmak 
1996
Danimarka 
Lars von Trier 

Trier;  izleyeni hırpalayan, tüyleri diken diken eden, düşündüren ne ki imla kuralları olmayan bir şair . Her eserinde rahatsız ederken iyi eden bir özelliği var. Dalgaları aşmak da öyle. Soruları cevapsız bırakmayan ama verdiği cevapla şok eden bir film. Zira din, subjektif imgeleri ve diyalog formundaki monologları ile hep yanıbaşımızda. 
Kimine göre başyapıt kimine göre vasat bir film. Velhasıl herkesin aşamayacağı dalgalara sahip. Eserler zaten hep aşılamayacak yerlerde değil midir ?

.