18 Aralık 2025 Perşembe

Brütalist

Brütalist 
2024
Tarih / Kurgusal Hikaye 
ABD

Brütalizm 1950’lerde yaygınlaşan modernist  mimari akım.. İşlenmemiş, ham betonun yoğun olarak kullanıldığı, süslemelere yer vermeyen, işlevselliği ön plana çıkaran, geometrik şekiller ve sert açılarla karakterize edilen ama estetik standartlara uymadığından vaktiyle çok eleştirilen bir akım. 

Fakat burada başka veya aynı söylem var; Brütalist in ard alanında. Yani Yahudi olmanın ikincilliği, iticiliği ve öteki küme ikametgahsızlığı gibi.. Zira Holokost mağduru sanatçı, entelektüel yahudi Toth karakteri üzerinden hem sanatın sermayeyle imtihanı hem yahudi travması hem de göçmen deneyimi hakkında söz söylemenin kibrini taşıyor, taşıtıyor film. Belki de Oscar almanın vizesidir bu ?

Bir de öyle ince bir özeleştiri var ki o da; “Özgürlükler Ülkesi” ABD’nin aslında bir hapishaneden farksız oluşudur .Zira senaryo yabancı düşmanlığı, antisemitizm, siyonizm, uyuşturucu bağımlılığı, ensest ve eşcinsellik gibi mevzuları faş ederken alttan alta verdiği yegane mesaj; İsrail’in Yahudilerin yegâne evi ve vatanı olduğudur.

Velhasıl Brütalist bildiğimiz ajitasyonlar zincirinin bir baklası. Soykırıma maruz kalanın soykırımını meşrulaştıran veya saklayan başarısız bir tatmin projesi. Mağdur holokos tarafından protestanlar için yapılan betondan bir cennet !

THE DAY AFTER

Ertesi Gün 
1983
ABD 
Nicholas Meyer 

Amerika nın yine ve yeniden bir günah çıkarma operasyonuna şahitlik ediyoruz veya özeleştirisine. Belki de paranoyasına tatminkar ve tavizkar yandaş arayışına..? Her ne kadar günah keçisi başka bir potansiyel olsa da !

Ne ki daha otuz beş sene öncesinde Hiroşima ve Nagazaki de toplam 143.000 kişiyi silmiş bir kafa bu. Fakat Hollywood manipülasyonu o denli profesyonel ki hem izleyeni safına çekmeyi hem de geçmişi halının altına süpür(t)meyi başarıyor. Çünkü 1983 yılında ABC televizyonu tarafından yayımlanan The Day After, Amerikan televizyon tarihinin en çok izlenen yapımlarından biri oluyor. Film bir fenomene dönüşüyor. Toplumun, medyanın ve hatta siyasetin merkezine yerleşen bir olay hâline geliyor. Yayımlandığı gece yaklaşık 100 milyon kişi tarafından izlenen film, dönemin Amerikan Başkanı Ronald Reagan’ı bile derinden etkilediğini söyletecek kadar ünleniyor.

The Day After nükleer savaş tehdidini  gündemde tutan bir film. Trajediyi travmaya eviren politik bir mastürbasyon bence. ABD nin gözyaşları hep zevkten..

7 Aralık 2025 Pazar

THE PSYCHIC

Sette note in nero
1977
Gerilim/Suç/Parapsikoloji 
Lucio Fulci
İtalya 

İtalyan sinemasından 1977 tarihli doğaüstü bir korku denemesi.. Kendisini bir cinayeti keşfetmeye adayan psişik vizyonlar gören  bir kadını konu alıyor. Kocasının cinayetle suçlanmasını temize çıkarmak için bir paranormal araştırmacıyla birlikte soruşturmaya girişmek zorunda kalan bir kadın bu. Veya geçmiş ve gelecek arasında kalan/sıkışan bir mağdur.

Bu klasmanda retrospektif talebi olanlara. Vintage bir paranormal aktivite. 



28 Kasım 2025 Cuma

THE BEAST IN ME




İÇİMDEKİ CANAVAR 
Dizi 
1 sezon / 8 bölüm 

Jung'un gölge benlik kavramına atfen .. İnsanın içindeki karanlık ve ışığı keskin çizgilerle ayıran yanı. Bir iyiler, temizler vardır; bir de katiller, tecavüzcüler, fahişeler, hırsızlar ve diğerleri. Bu sınır yaradılışsal ve yazgısal bir ayrım gibi aramızdadır ve veya içimizde !. 

'İçimdeki Canavar' tam da böyle bir içerik. Ruhsal barışın bozulduğu ve içe veya dışa gömülen kayıt dışı her cesetin hayalet olup geri gelmesi. Ardından narsisizmin gelişi. Bir yığın içselleştirmiş ve haklılaştırılmış savaşlar yani.

Dizide Nile Jarvis : "çok yorgunum, bütün ömrüm boyunca savaştım. Artık gizlenmek istemiyorum."  diyor. Belki bizim de gölgemiz yorgun ? İçimizde saklanan ve veya bile isteye sakladığımız o müphem ben ? Hani kiminin adını melek kiminin şeytan/canavar koyduğu..

24 Kasım 2025 Pazartesi

EDEN

EDEN 
2024
ABD/ Kanada 

1929’da Almanya’dan kaçarak Galápagos Adaları’ndaki Floreana Adası'na yerleşen/lerin gerçek hikayesi..

İnsan kelimesi arapçadaki 'nisyan' dan yani 'unutan' dan gelmektedir. Binaenaleyh cennette olduğunu unutup kendi cehennemini nasıl yarattığını anlatan karanlık bir psikolojik denemedir Eden.

Filmden ziyade bir itiraf bu; kaçma ve yönetme arzusu arasında. Ne ki ideallerin, siyasetin ve hayaldeki toplumu kurma hedefinin ilkel arzuların karşısında ne kadar çabuk çözüldüğünü gösteren bir itiraf. Veya günümüz insanının idealize ettiğinin ütopik olduğunu gösteren bir sorgulama.

"Eden" salt bir ada filmi değil. O insan psikesine kekremsi bir gönderme. Gözümüzü alan bir cesur bir ayna. Kırılmayasıca.

21 Kasım 2025 Cuma

MADEO - MOTHER - ANA

ANA
MOTHER 
MADEO 
2009
Güney Kore 

Pedagojinin kriminal dışavurumu.. Oyunculuk, kompozisyonunun doku(n)sal sunumu, sorumluluk sorunu ve bir yığın sorunun harikuladecesi. Ne ki hiçbiri cevapsız değil. 

Film psikenize bağdaş kuran bir empati yumağı. Zira merhametin, sadakatin ve  samimiyetin dumurudur 'Ana'. Adaleti ararken kendimizi kaybettiğimiz arena. Bulmak veya bile isteye bulanmaktır 'Ana' öyle bir film ki; konfor alanımızı inşa eder bir ananın gözyaşlarına. İçgüdüsel bir intikam veya evrensel hukukun göz yumduğu bir hoşgörüdür aynı zamanda. 

Güney Kore sineması başka bir dilde konuşup sanatça susuyor. Tevazusunun ardında güçlü bir kimlik var. 'Ana'  bir cinayet ve veya dedektiflik filmi değil. O sosyo-psikolojik bir analiz. İzini unutturan bir hoşgörü ritmi. Kaybolunasıca.



16 Kasım 2025 Pazar

White God / Beyaz Tanrı

White God 
Beyaz Tanrı 
2014
Macaristan 
Fantastik 

R.M. Like nin sözü ile başlıyor filmin dersi;
"Kötü olan her şey sevgimize muhtaçtır." 

Filmin oyuncularından birisinin köpek olması ile yönetmen bizi ötekinin ülkesine davet ediyor. Yaptığımız ayrımcılığa, diyalogsuzluğa ve hatta ırkçılığa köpek metaforu üzerinden akil bir ünleme yapıyor.

Ve otorite. Kâh baba kâh müzik öğretmeni olarak Lilli yi tehdit ediyor. Boyun eğ ve konforunu kazan, diyor. Bu da filmde köpeklerin karakterini dumura uğratan ilacın soyut versiyonu değil midir ?!

Sonrası komün bir hareket, başkaldırı. Köpekçe bir protest tavır. Veya köpek kadar olamayanlara estetik bir gönderme !
Velhasıl dostlar, varlığı terörize eden sevgisizliktir diyor White God. Filmin çok ötesinde bir diyalog bu. Alınası bir ders. Sinema sanatı ile sistemi ısırmak..