22 Nisan 2026 Çarşamba

Yerdeki Yıldızlar

Yerdeki Yıldızlar 
2007
Hindistan 
Aamir Khan 

Yine bir muhasebe ile karşı karşıyayız. Defterler elimizde izliyoruz empatimizi. Kâh güleç kâh ağlamaklı buluyoruz bu cereyanın içinde kendimizi..

Aamir Khan bir yönetmen değil, o bir sanatçı veya mentor. Zira mesaj vermeyen, insanı ısırmayan filmi yok. Yerdeki yıldızlar ismi ise buluş. Öteki ile ona yukarıdan bakanın buluşması. Yani bizim. Zira nimetin farkında olmayan tarafımızın kulağını çekiyor yönetmen. Haddimizi 'akledenler' olarak ünlüyor. Zenginliğin salt makam ve maldan ibaret olmadığının altını çiziyor veya kibirli olanın üstünü.

Sitare zameen par bir eğitim filmi. Seyrederken eğitildiğimiz bir dershane. 







16 Nisan 2026 Perşembe

Blow up

Blow up 
Patlama 
veya Cinayeti Gördüm 
1966
ABD 
Michelangelo Antonioni
Gizem/Suç

Her iki fotoğrafçının gözlemci olarak fotoğraf çekip başkalarının hikâyelerini kayıt altına almaları. Ne ki sonrasında yarattıkları gerçek olup olmadıkları belirsiz senaryolarla kendilerini bu hikâyelerin içine dahil etmeleri. Filmin ortak paydası da bu galiba.. 

Mekanlar, karakterler ve filmin çekilme şekli özgün ve yaratıcı. Ve Michelangelo Antonioni nin hikâyeyi aktarma üslubu ile filmi adeta fotoğraf çeker gibi geriye dönmeden ve aynı sahneyi hiç tekrar etmeden çekmesi, Londra’nın yaşamını müziğiyle filme yansıtması (bittabi Hancock’un parçaları ile) farklı bir yere taşıyor filmi.

Ve filmin felsefik sonu ki; toplumun gerçekliği algıladığı veya inandığı gibi gönülsüzce kabule geçiş belki de kendini ikna ediş. Yoklukta bir kayboluş..

1966 dan gelen kült bir aroma bu. Ağır bir boşluk. Herkesin taşıyamayacağı.

14 Nisan 2026 Salı

il peccato / günah

il peccato / günah
sin 
2018
İtalya/Rusya 
Andrey Konchalovsky


Andrei Konchalovski'nin 82 yaşında tamamını İtalya'da çektiği son filmi. Michelangelo nun müthiş bir biyografisi. 

(Film Michelangelo'yu anlatması sebebiyle yönetmenin gençlik zamanlarında arkadaşı Andrey Tarkovski ile birlikte yazdıkları aynı dönemlerde yaşamış rus ikonograf Andrei Rublev filmiyle bir kıyaslanma)

Michelangelo'nun sistine şapeli boyama işini tamamlaması sonrası işi kendisine veren papanın ölümü sonrası papalığı eline geçiren medici ailesiyle gücünü kaybetmeye başlayan della rovereler arasındaki çekişme ortamında, ailelerin Michelangelo'yu kendi yanlarına alma çabaları içinde geçen bir sosyo-politik bir tarih fasiküllü.

Yönetmen hayatı boyunca günahın çağrılarına direnmeye çalışan, ölümden, açlıktan ve küçük düşmekten korkan bir adamın hikayesini anlatmak olduğunu, bunun herkes üzerinden anlatılabileceğini, Michelangelo seçiminin özel bir sebebi olmadığını söylüyor. Ne ki Konchalovski amacına ulaşmış gözüküyor.

İl-peccato da Tanrıya ulaşmaya çalışsa da günah ve cehennemden kaçamayan bir ruhu izliyoruz. Zira insanın tanrısallık karşısındaki meydan okuma çabasını ve sanatçıdaki saf yeteneğin kaynağını görebildiğiniz istek, bencillik ve doymazlığı muhteşem anlatıyor.

Günah insana dair. İnsan da günaha ! Film değil bu, Michelangelo nun eserleri gibi felsefi bir sanat söylemi.

DJ AHMET

DJ AHMET 
2025
Makedonya 

Bu film yazılmış gibi değil. Yaşanmışlık. Doğal, olağan; belgesel tadında gerçeklik. Abartısız bir lisan-ı hal.. Ahmet ne kurban ne de lider. Bir aşık o kadar. Yani deli. Mütevazi, mahzun ve mağmum. Yaşamayanların bilemeyeceği bir makam Ahmet'inkisi. 

Kamerayı bir kalem gibi kullanan bir yönetmen var karşımızda. Ahmet i yazmıyor ama Ahmet ile yazıyor bu nadide kompozisyonu. Fakat diyaloglar “yazılmış” gibi değil, sanki gerçekten o kasabada konuşulan tümceler gibi b'akıyor yüzümüze. Bu doğallık belgesel aromasını bırakıyor içimize. Bittabi merkezinde müzik olan ve zamanında dramatize eden tonajı ile.

Dj Ahmet b'aşka bir film. Aşka dair başkalaşan bir tını. Volumunü size bırakan.



Spotlight

Spotlight 
2015
ABD 
Tomy McCharty 

Evin tüm pisliğinin altına süpürüldüğü halı olan bir kurumun örtüsünü kaldırıp pisliğinin bir kısmını gösteren bir teşhir Spotlight.

Cinselliğin bastıralacak bir ihtiyac olamadığını 
acıktığında yemek yemek , susadığında
su içmek kadar normal bir ihtiyaç olduğunu ve çeşitli sosyal , dinsel baskılarla sonuç alınamadığını yüze vuran bir ifşayı izliyoruz. Zira din veya ideoloji tarafından kısıtlansa da bir şekilde karşılar insan bu  veya bunun gibi ihtiyaçlarını. Ne ki kodunu yazan Yaradanıdır insanoğlunun. Dolayısıyla fıtrata müdahale eden dinse eğer o din ilahi değil insanidir. İşte bu film de bunun belgesidir. 

Spotlight salt bir film değil kâh sosyoloji kâh psikoloji kâh teoloji dersidir. Ne sondur ne de başlangıç. Lakin insani olanı baskılayan ilahi olana teslim olmayandır ve elbet bir gün farkına varacaktır. 

Spotlight bu temanın biyografisidir. İbretle izlenesi tarihi bir yaşanmışlıktır. Herkes vazifesini yapmaktadır, yapacaktır..

Sonsuzluk ve Bir gün

EBED YEK RUZ
SONSUZLUK VE BİR GÜN 
2016
İran 
Said Rustayi

-bu kapıya bir delik açıp, sefil hayatını gözleyeceğim- diye bir replik var filmde. Aslında bu bir aynalama zira o kapı sinema ve o delik de bu film. Gözlediğimiz sefil hayatlar aldıklarınca ve verdiklerince. Zira oyunculuklar kusursuza yakın. İran sinemasında kalibrasyonu yüksek temalar ve hakkını veren oyuncular var. Ne ki bize film değil sanat eseri takdim ediyorlar.. Sosyoloji ve psikoloji ile politize edilmiş bir bukle bu. Her zamanki gibi bu fllmde de aroma hep başka seviye.

Genellikle tiyatro sahneleri gibi tasarlanmış film. Çünkü kamera aynı mekanda sabitken, oyuncular sahneye girip çıkıyor. Ve seyirci olarak hikayenin gün görmemiş yerlerine girip çıkıyoruz biz de. Hikaye güzel başlayıp güzel bitiyor ve dolayasıyla farklı bir tat bırakıyor insanda. Velhasılı 89'lu bir yönetmen için çok iyi bir başlangıç, çok güzel bir eser "Sonsuzluk ve bir gün." İzlenesi...


21 Mart 2026 Cumartesi

I SWEAR

I SWEAR
KÜFÜR EDERİM 
2025
İngiltere 

Bir hayatınız var ki güzel, rutin ve başarılı.. Çocuksunuz; kâh çevrenin kâh ailenin alkışını alan, gözdesi olmayı hak eden müstesna bir yaşamınız var. Ne ki bir gün Tourette sendromuyla tanış oluyorsunuz bedeninizde. İstemsizce ve zamansızca tikler ve/ya sövgüler.. Ama ne sövgü kime ne zaman denk gelirse. Mahcubiyet tek savunma mekanizmanız. Çünkü hem anlatamıyor hem de anlamıyorsunuz kendinizi. Bittabi ötekileştiriliyorsunuz toplum ve aileniz tarafından. Keskin bir bıçakla tüm geçmişiniz, deşiyor yaranızı. Deştikçe birikiyor iç kanamanız lakin derman da yok sığınacak bir liman da. Ne yapardınız ?

İşte bu biyografi İskoç bir adamın John Davidson un hikayesi.. Seyredilmesi elzem bir şükür abidesi. Zira bu film aynı zamanda psikenin insan sağlığının direği olduğunun ispatı. Ve her ne kadar tedavisi olmayan ne varsa aslında hakiki eczanın 'sevgi' olduğunun da tescili. I Swear bir davetiye. Muhasebe büronuzun açılışına ! Tabii ki empati istidatı olanlara has. Olmayanlar için John Davidson espritüel bir eğlence merkezi.