12 Nisan 2020 Pazar

The Platform / El Hoyo ( Delik )

Menşei. : İspanya
Dil.         : İspanyolca
IMDb.    : 7/10

The Platform / El Hoyo ( Delik )

Herkes kendini tanısa sonsuzla en büyük sonsuz arasındaki sır çözülecek. Kendini tanımak, tüm kasaları açan anahtar. Fakat gökteki ayın aksini her testi kendine münhasır sayıyor ve komedya başlıyor.. Külli irade tasnif ve taksim etmiş her şeyi ne var ki cüzi iradenin ne ikametgaha ne de komşusuna tahammülü var.

The Platform, bu minvalde 'ben' i teşhir eden ve kimin nerede uyana(maya)cağı meçhul bir metafor. Nerede ne şekilde doğacağımızı seçemediğimiz, test edileceğimiz ve sonunda da hakkaniyetle çıkabilirsek diplomamızı alıp, onore edileceğimiz bu gezegenden başka bir yer değil.  

Bu döngünün içine salt kitap okumak için giren Goreng, Don Kişot' un güncel bir muadili. Ne ki o da Cervantes in kahramanı gibi değişmeyecek sisteme karşı kimsenin girmediği savaşa girişmektedir. Eleştirdiği ve uzak durduğu ama dayanamadığı sofradan aldığı ilk nimet elma ile Adem e, stoklama maliyeti ile Cehennem sıcağına doğru başlar yolculuğu. Nitekim yukarıda büyük şef ve yardımcıları kusursuz, açık büfe bir sunum hazırlar iken, aşağıda 333 katlı ve 666 kişilik (ne ki Hristiyanlık ta bu rakam şeytan a delalet eder) hırsın küstah, nefretin tehditkar uluması ile 'ben' mülkiyetinin peşinde bir garip dünya!

Goreng in arkadaşı yaşlı Trimagasi mantığı simgelemektedir. Katlar arası gezen ve çocuğunu arayan kadın, Meryem i. Hani kimsenin onun çocuğunun olmasına inanmadığı imkan vermediği Meryem i. Ne ki filmin sonunda yukarıya yani göğe yükseltilen çocuk söylüyor bunu ! Sonra bir İmoguri var, eskiden yönetimde çalışan ve burasının böyle bir yer olmadığına inanan. Düşmüş bir meleği simgeliyor. Bunu da köpeği II. Ramses söylüyor. Çünkü II. Ramses; ışığın seçtiği kişi demektir ! Goreng in altıncı katta uyandığı bir siyahi var, Baharat. Bulunduğu sınıfa itiraz eden, halatı ile üst makamlara göz dikmiş, tırmanmak için herşeyi mübah bellemiş bir muhalif. Radikal cevabın ardından Goreng e tabi olan ve onun misyonuna yardımcı olan Sancho Panza ! Ve birlikte yola koyulurlar ve bir bilge kişi ki peygamberi simgelemektedir, onlara; Ne yapacaksanız nezaketle yapın ve yukarıya mesaj vermek istiyorsanız tatlıyı en üst kata ulaştırın, der. Sonra en alt kata inerler, aç ve aranan çocuk ile karşılaşırlar. Mesaj olan tatlıyı vermek istemezler çocuğa fakat filmin başında bay mantık, yaşlı Trimagasi ne demişti? "Yediğin sensin !" ..ve çocuğu/mesajı göndermek için platforma biner Goreng. Fakat Trimagasi 'mesajın onu gönderene ihtiyacı yoktur' der ve indirdiği Goreng in sonu tıpkı Don Kişot gibi olur..

The Platform sosyo-ekonomik hiyerarşi derinleştikçe kapitalizmin daha da agresifleştiğinin itirafıdır. Kamusal çözülmenin değil bireysel çürümenin de vardığı boyutu gösteren bir belge. 

10 Nisan 2020 Cuma

Zamanın evrensel tanısı 40


Zahir ile bâtının, görünen ile görünmeyenin, somut ile soyutun arasındaki köprüdür sayılar.. Sayılar, rakamlara, rakamlar, matematiğe, matematik de en güvenilir kaynağa evrilir insanoğlu için. Hatta evrensel bir dil bile diyebiliriz matematik için. Ne ki kutsal kitaplarda ölçü ve denge merkezi olarak kullanılması tesadüf olamaz. "Muhsi" yaradanın isimlerinden birisi; her şeyin sayısını bilen demektir ! Zira , “Gerçekten biz, her şeyi bir sayı, ölçü ve dengede yarattık” (Kamer 49) "O gökleri yükseltti ve her şeye bir sayı, bir ölçü koydu" (Rahman 7) der son kitap Kur'an ı Kerim de.
Ama sayıların içinde bir rakam var ki; Kutsal kitaplarda da geçer ve Anadolu göreneklerde de sıklıkla bahsedilir.. Mesela; Kuran’ın 40. Suresi Mü’min suresidir. İnanan, teslim olan, kabul eden, tamama eren, olgunlaşan anlamına gelmektedir..!  Ve 40. ayetinde de, cinsiyet ayrımı yapılmadan inanan her kimsenin eşitliği vurgulanmaktadır.  “Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır.” (Mü'min 40)
Kırk sayısı bize; olgunluğa erişme, tamama erme, süregiden herşeyin seyrinin değiştiğinin anlamını vermektedir. 
"Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der.."(Ahkaf 15) 
Ve peygamberliğin Hz. Muhammed e 40 yaşında gelmesi
İslam dininin doğuşu sırasında ona ilk bağlananların 40 kişi olması, 
Müslümanların sayısı 40'ı bulduktan sonra Hz. Muhammed in İslamı aleni bir şekilde ilan etmesi
Kadınlarda hamileliğin 40 hafta sürmesi 
Malın kırkta birinin zekat olarak verilmesi
Nuh tufanının 40 gün sürmesi
Hz. Musa nın Mısırdan çıkışının 40 gün sürmesi
Hz. İsa' nın denenmelere maruz kaldığı çölde tuttuğu orucun 40 gün sürmesi
Hz. Adem’in çamurunu 40 gün yoğurulması
"Allâh, Âdem’in hilkat toprağını kırk gün kudret eliyle yoğurmuştur.” (Taberî, Tefsîr, III, 306)
Hz. Yunus'un balığın karnında 40 gün kalması
Doğumdan sonra ana ve çocuğun 40 gün dinlenilip dışarıya çıkarılmaması (40 ı çıkmak)
Mısır da piramitlerin tam 40 km lik bir cephede inşa edilmesi
Eski Mısırlılarda gök varlıklarının kendi yörüngeleri üzerindeki dönüm sürelerinin 40 gün olması
Şaman inanışına göre ruhun fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmesi
Hristiyanlar ın paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanması
Tevrat’ta da insanın yaş dönemlerini 40 sayısının beliritmesi
Efsane ye göre dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi’nin kıyametten önce 40 yaşında ortaya çıkacağına ve 40 yıl yeryüzünde kalacağına inanıması
Sufilerin 40 günlük inzivaya çekilmesi
40 gün aksatmadan sabah namazını cemaatle camide eda edenlerin Hızır Aleyhisselam ile mutlaka karşılaşıp görüşeceğine inanılması
Beş vakit namazın sünnetleri ile birlikte 40 rekat olması
40 Hadis
40 lar meclisi
40 lara karışmak
Alevilikte en eski semahın da 40 lar semahı olması
Katolik Kilisesine göre 40 insanın kanonik çağıdır. Yani zekanın bu yaşta bütünüyle gelişmiş olduğunun belirtilmesi
Olgunlaşma manasında 40 fırın ekmek yenmesi
Bir yastıkta tam 40 yıl
Hikayelerde düğünlerin 40 gün 40 gece sürmesi
Ali Baba ve 40 haramiler
Nefs için arınmada halvetin 40 gün sürmesi
Bir şeyin 40 defa söylenmesi
Bedenin susuzluğa ancak 40 gün dayanabilmesi
Genel inanışta yas süresinin 40 gün olması
40 tarakta bezi olmak
40 yıllık dost
Kılı 40 yarmak
40 dereden su getirmek
40 ından sonra azanı teneşirin paklaması
Kırkayak, kırkambar, kırkgeçit, kırkpara, kırkikindi, kırkbudak, kırk kere...
Üzüm suyunun 40 gün kapalı kalırsa sirke olması
Bir fincan kahvenin bile kırk yıl hatırının olması
Teologların 40 sayısının değişimi temsil ettiğinde mutabık kalması
"Karantina" kelimesi İtalyancadaki ‘40 günlük zaman’ sözüne denk gelmesi. Kişinin veya kişilerin  köklü bir değişiklik yapabilmesi için ihtiyacı olan hazırlık süresinin 40 gün olması

Ve içinde bulunduğumuz yıl 2020. 20+20=40 !

Şimdi söyleyin, 40 yıl düşünsek aklımıza gelir miydi..?!








Corona ya dair..



Bu bağlamda Yaradanın insanoğlundan taleplerine en çok hizmet eden, tebliğ yapan hareket şu Korona. Aktuelitik tabirle insanları dürten bir ilahi medya seferberliği. Bir melekler topluluğu.
Beklenen uyarıcı !
-Siz kıblenizin, tapınaklarınızın ve bahşedilen nimetlerin değerini bilemediniz, hadsizlik yaptınız; Şimdi çıkın dışarıya ama hür olarak değil, mahkûm olarak ! Zira yeryüzünde özgürce dolaşmayı hak etmiyorsunuz. Zinhar, Ali-İmran 137 / Enam 11 / Tevbe 2 / Nahl 36 / Neml 69 ve Ankebut 20 de demedi mi size yaradan ?  ".. yeryüzünde serbestçe gezin ve hakikati yalanlayanların sonunu görün !" diye. Gezdiniz ama görmediniz, şimdi bekleyin sığınaklarınızda gün be gün yaklaşmakta olanı. Ve bari şimdi okuyun makara diye atfettiğiniz Bakara 155 i ! " Sizi ölüm tehlikesiyle, açlıkla ve ekonominizin kaybı ile sınayacağız. Sabredenleri müjdele.."

23/03/2020 İstanbul

9 Nisan 2020 Perşembe

28 Gün Sonra


28 Gün Sonra / 28 Days Later

Menşei : İngiltere

Dil : İngilizce

Yıl : 2002

IMDb : 7.6/10

Maymunlar üzerinde yapılan deneylerde niçini belli olmayan bir serbest bırakılma. Maymunun oradaki kişileri ısırması ve virüsün yayılmaya başlaması..

"28 gün sonra” bir hastane odasında uyanan Jim ne olduğunu anlamaya çalışır. Boş sokaklarda dolanır ve gazetelerde “tahliye” haberlerini okur. Pandemi ile yüz yüze olduğunu anladığında diğer yaşayanlarla buluşur ve film "Walking Dead" e evrilir.. Virüs koşan zombilere çevirmiştir insanları ! "28 gün sonra” için asıl konunun dışına çıkıldığı, çok korkunç olmayan bir korku filmi diyebiliriz ?

Bu film için Londra'nın bazı bölgeleri sabah saatlerinde trafiğe ve insana kapatılmış.. Bence filmin en çizgi dışı yanı bu. Bittabii o dönem için ! Zira pandemi yılı 2020, salt bir bölgede değil bunu tüm gezegende bile isteye uyguladığımız bir yıl oldu. Uygarlık oyunumuzda öğrendik ki, kıyametin statü farkı gözetme opsiyonu yok ! Bu ve bunun muadili senaryolar binlerce yıllık birikimin 28 günde sona ermesi için yeterli bir süre olduğunu haykırıyor. Görüyoruz ki; bugün bu muhayyile hakikate derc oluyor ve tükettiklerimiz bizi tüketiyor.. Kafa tuttuğumuz ilahi kurallar bizden çok daha sıhhatli !

Bugün 28 gün sonra demek, kaderin imzasız bir mektubu. Limandan mı, zindandan mı meçhul !

8 Nisan 2020 Çarşamba

Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo's Nest)

Guguk Kuşu 
Menşei      : ABD 1975
Dil.             : İngilizce
Yazar         : Ken Kesey 1962
Yönetmen : Milos Forman / Çekoslovakya
IMDb.         : 8.7/10

İçtikçe artan susuzluk gibi enfes bir doğa gözlerimize ÖZün GÜRlüğünü sunuyor filme girerken.. Ardından bir sığınağa girer gibi giriyor ve buluyoruz kendimizi akıl hastanesinde pardon guguk kuşu yuvasında ! Zinhar guguk kuşu bir metafordur. Şöyle ki; türler kuluçka asalağı olup, yumurtalarını yabancı kuşların yuvalarına bırakır, böylece yavru gugukların bakımını üvey ana baba üstlenir. Bu bir kısır döngü olarak devam sağlar.. İşte bu dünya bizim memleket !
Filmde her ne kadar McMurphy baş rol gibi gözükse de bence lokomotif kızılderili şef Bromden dır. Şef Bromden burada; baskı altına alınmış, susturulmuş, konuşmasına müsaade edilmeyen ötekileri temsil eder. McMurphy ise bağnaz sistemi çözmüş, başkaldıran bir devrimcidir. Asıl metafor ise bittabi hastanedir. Zira bu akıl hastanesi; despot, bürokrasiye gömülmüş, güya hürriyet timsali amerikan sistemine güçlü bir atıftır. Hemşire Ratched bu ülkenin kurallarından taviz vermeyen, rakip istemeyen, vatandaşlarını tedavi yerine taciz edip her daim seme kalmalarını arzulayan, hiç bir demokratik oylamalara tahammülü olmayan, 'bana ve ekibime kadar demokrasi' diyen tehditkar bir başkan.
McMurphy başhekimin odasına girdiğinde doktorun masasında duran, balıkçılığa zaafına dair gördüğü fotoğraftan kerteriz alıp sokaktaki insanlardan daha deli olmayan arkadaşlarını doktorun teknesi ile terapiye pardon balığa çıkarması rejim hariç herkese iyi gelen bir iyilikti. Yine McMurphy nin banyodaki kaçma planına dair halkla iddialaşması, mağlubiyeti ve ardından "en azından denedim !" mottosu ile sıkı bir ders vermesi.. Ya demokrasi için çırpınmasına ne demeli ? Bir oy için ferdan ferda dolaşmasına..? Hem de arkadaşlarına terapi mahiyetinde final maçını seyrettirmek için. Ne ki subjektif yönetim yine kabul etmez halkın talebini. Fakat McMurphy yılmaz ve televizyon kapalı olmasına rağmen seyreder gibi sunum/parodi yapar dostlarına. Diğer tüm kısımlarda da hep fedakarlığına şahit oluruz.. Nereden mi ? Şef Bromden ın gözünden. Çünkü herkes Bromden ın kaderine hizmet eder filmde. Onun hasretlerinin ya da kendini koruma tercihlerinin tetikleyicisidir tüm hamleler. Ülkede küçülen, dışlanan bu dev adam veya güruh, McMurphy nin demokratik insancıl tavrı ile yeniden büyümeye başlar ve özgürce koşabileceği güne dair inancını kazanır yeniden. Ne ki, 'beni almadan gitmeyeceğini biliyordum' diyor lobotomi (beynin frontal lobunun operasyon ile alınması) olmuş dostuna. O da onu almadan gitmiyor, kendinden !

Guguk Kuşu sinema sanatının özgürlük cephesinde açılan kült bir mevzisidir. Burada savaşanlar yani bu başyapıtın altına imza atanlar hasta edilen toplumların çığlığına tercüman olmuştur. Selam olsun..


7 Nisan 2020 Salı

Melancholia (2011) Melankoli

Menşei      : Danimarka, İsveç, Almanya
Dil.             : İngilizce
Konu.         : Bilimkurgu-Dram
Yönetmen : Lars Von Trier
Yıl.             : 2011

Melancholia  
farklı bir kıyamet filmi. Dünyaya yaklaşmakta olan Melancholia gezegeninin ana karakter Justine üzerindeki etkileri, yönetmenin Lars Von Trier in astrolojik felsefeler konusunu irdelemek  istediğinin bir bölümü sadece. Film boyunca yönetmen tüm karakterlerin hayallerini noktalayan, geleceklerinin kapılarını kapatan kıyametlerini anlatıyor aslında.  135 dakikanın aynı mekanda fasit bir dairede geçmesi, soyutlanmış bir dünyada ötekilerden uzak karakterler ile bir felaket filmi için marjinal kareler izleten Melancholia, yüksek bütçeli kıyamet filmlerini de terbiye ediyor 'felaket senaryosu öyle değil böyle yazılır' diye..
Her karesinden sürrealizm ve sembolizm akan, güçlü bir sanatsal yöne sahip Melancholia. Bu minvalde maziye gidiyoruz, Osmanlı ya ! Mai hülya. Yani o zaman ki melankoli hastalığının ismi. Mai yani mavi rüya. Melankoli; vücuttaki ısının artmasıyla dimağı-beyni sarması. İlginçtir ki bunun astrolojik karşılığı Satürn gezegenidir. Satürn astroloji de mavidir. Yönetmen Satürn yerine Melancholia gezegenini koyuyor. Ve sembolizm metaforik olarak devam ediyor.. Filmin bir yerinde Justine in duvardaki tabloları indirip yerine Michelangelo nun Golyatın kellesini kestiği sahneyi koyar. Böylelikle yönetmen ölümün karşısında bilimin bir şey yapamadığının mesajını veriyor. Kimle ? Yalnızlığı seven, intihara meyilli, aklı terk etmiş bir melankoli hastası ile ! Zira akıl gittiği için onlara bir armağan verilmiştir; sezgileri güçlüdür. Yani Trier; akıldan fedakarlık edilerek hakikatin bilgisine tahammül edilebilir veya taşınabilir, diyor. Ve devam ediyor sihirli mağara metaforu ile; çünkü çubuklardan yapılan bu mağara-simge dindir. Tehlikeyi fark etmelerine rağmen inandıkları için elçinin davetine icabet eden halkın girdiği sembolik mekan. Gerçek tahammül edilemeyecek kadar keskindir fakat inanç bizim güvende hissetmemizi sağlar. Herkesin fıtri olarak buna ihtiyacı var başka çare yok, demenin sanatçası Melancholia.

5 Nisan 2020 Pazar

The Banishment ( Izgnanie 2007 ) Sürgün

The Banishment  ( Izgnanie 2007 ) Sürgün

IMDb : 7.6/10

Menşei : Rusya

Dil : Rusça

Tarkovskiy’nin tahtının varisi olarak görülen Andrei Zvyagintsev ikinci filmi olan Izgnanie ile (The Banishment) tarzından ödün vermeden misyonuna devam ediyor.. Film, şehirden kırsala tatile giden bir ailenin trajedisini anlatıyor. Oldukça durağan ilerleyen ve yer yer seyircisini sıkan bu film sanki yüzlerce fotoğraf karesinin bir araya gelmesiyle muazzam bir görsel deneyim de sunuyor. İçerik olarak seyircinin zihninde edindiği boşlukları zaman zaman dolduran diyalogları ve önermeleri ile izleyeni kompozisyonun içinde tutmayı başarıyor.

Gizli özne olarak din, filmin başucunda duruyor. Zira girizgahta bizi filmin de özeti sayılabilecek Korintliler 13:1/8 deki pasajla karşılıyor yönetmen;

İnsanların ve meleklerin diliyle konuşsam

Ama sevgim olmasa

Çalan bir gong veya çınlayan bir zilden hiçbir farkım kalmaz.

Kehanet yeteneğim olsa, bütün sırları ve bilgileri çözebilsem;

Hatta dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir inancım bile olsa…

Ama sevgim olmasa, ben bir hiçim.

Varımı yoğumu sadaka olarak dağıtsam,

Bedenimi yakılmak üzere feda etsem…

Ama sevgim olmasa,

Bütün bunlar bana hiçbir şey kazandırmaz.

Sevgi, sabırlı ve yumuşaktır.

Sevgi, kıskanmaz veya övünmez.

Sevgi, kaba veya çirkin değildir.

Sevgi, kendi isteklerini öne çıkarmaz.

Sevgi, kolay kolay öfkelenmez.

Sevgi, kötülüğün hesabını tutmaz.

Sevgi, yapılan hatalara sevinmez.

Onun için asıl olan gerçektir.

Sevgi, her şeye katlanır.

Sevgi, her şeye inanır.

Sevgi, her şeyi umut eder.

Sevgi, her şeye dayanır 

Filmin salt yüklemi olan hamileliği, İsa’nın Meryem’e müjdelenişini bağdaştırmaya çalışılmış metaforik imgeler var sonra. Örneğin, Çocukların puzzle’da oldukça uzun bir planla Da Vinci’nin "Müjdeleme" tablosuna gönderme yapılmış.. Meryem bir erkekle ilişkiye girmeden, tanrının lütfu, sırrı ve keremi ile gebe kalmışsa filmdeki anne karakterini de subjektif açısı ile ilintilemeye çalışmış.

Velhasılı sürgüne giden bir ailenin sürgüne gönderdikleri ilişkileri ve yaşamlarını konu alan film, Cannes Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülü ile dönmüş. Yudum yudum ilerleyen bir hikaye de kendini bulmak isteyenlere...